Bu hafta tasarım çalışmaları çok zorladı aslında beni. İnsanın hiçbir şeye benzemeyen bir şey yapması ne zormuş. Ama, bu belli kalıpları ne kadar da zor kırdığımızın bir göstergesi bence. Hep varolan bir şeye yönelik tasarımlar yapmak geldi içimizden. Aslında bu hayal gücümüzü hiç zorlamadığımızı hiç de içimizden gelen sese kulak vermediğimizi işaret ediyor.
Hayal gücümüz ve uydurma kapasitemiz yazdığımız uyduruk hikayelerle ve tasarımlarla en azından bir aşama kaydetti. Bu küme kavramını ortak paylaştığımız noktalarla anlatmak örneği oyunun aslında nasılda çakırmadan bir aktif öğrenme yapabileceğine güzel bir kanıttı. Böyle açık ve net oyunlar bulmak gerçekten de öğrenmeyi bir keyif alma işine dönüştürecektir. Aslında müfredattaki kavramlar ve konular incelenirse bir çok oyun uydurabiliriz gibi geliyor bana. Ve hatta öğretmene yardımcı bir kitap bile hazırlanabilir bunun için.
Oyun içinde herkes karşısındakini kendinden bir parça olarak görüyor. Kendinden nasıl bir şey saklamazsa ondan da saklamıyor. Oyun oyuna katılan herkesi bir bütün kılıyor. Bu bütün insanlardan oluşunca duygusal öğeler işlevsel öğeleri(zeka,akıl,us) daha kolay harekete geçiriyor.