Feeds:
Posts
Comments

13. hafta

Geçen hafta katılamadığım son iki oyun dışında bütün oyunları gözlemledim. Oyunları genel olarak degerlendirmek gerkirse bazı oyunlar yarışma proğramına benzemiş. Eğitsel konularda bilgiler sorgulanıp hiç de eğitsel olmayan öğelerle(cezalar) eğlence katılmaya çalışılmış.  Bazı oyunlarda ise konular görselleştirilmeye çalışılmış. Eglence unsuru yine ceza ödül sistemine dayandırılmış.

Oyunların çoğunda çatışma unsuru  oluşturulmakta zorlanıldığı için iki uçlu kopuk gibi geldiler bana. Bence benim izleyebildiklerim arasında parabol oyunu kendi içinde eğitsel ögelerle çatışmayı yaratabilen tek oyundu. Bu açıdan gördüklerim arasında en başarılısı diyebilirim. Görselleştirme açısından da oyunun duragan olmaması daha kalıcı bir öğrenme sağlamak adına faydalı olabileceği kanısındayım.

12. Hafta

Oyunları karşılaştırmalı olarak degerlendirmek gerekirse, birinci oyunun ikinci oyuna göre eğlence tarafı biraz daha azdı. Bunun bir nedeni bence oyunun içinde çatışma olmamasıydı. Ama eğlence tarafının geliştirilebilmesi kolay gibi görünüyor. Doğru yönlendirme ve sembollerle konuyu oyun şeklinde anlatmak bakımından ikinci oyuna göre daha yararlı bir çalışma olduğunu düşünüyorum.

İkinci oyun tamamen bir oyun bence. İçinde kolaylaştırma yok,  daha çok çatışma barındırıyor. Bu nedenle ölçme degerlendirme için kullanılması çok daha mümkün. Ama birim çemberde bölgeler ve alanlar anlatıldığında öğrenciye daha yavaş bir versiyonuyla öğrenme sağlaması da başarılabilir. Oyunun hızlı akmasının öğrenmeye bir katkı sağladığını düşünmüyorum. Daha çok ezbere,reflekslere ve çatışmaya neden olduğu için eğlenceyi hep maksimumda tutuyor.

Üçüncü oyonun ne olduğu pek anlaşılamadı. Bun oyunu oyuna başlamadan önce tahtada çizerek nasıl bir şey olduğu anlatılabilseydi, öğrenme adına birşeyler çıkarılabilmesi mümkün görünüyordu. Sanırım dokunma ile elektiriklenmeyi anlatmaya çalışıyorlardı arkadaşlar. Bunun içinde oyunda güçlü benzetmeler vardı. Sorun sadece organizasyondan kaynaklıydı bence. Yoksa, uygulanabilirlikte bir problem yok bence.

11. hafta

Bu hafta verimli bir grup çalışması yaptığımızı düşünüyordum. Oyunumuzu tasarlayıp bitirmiştik de. Hatta Cuma günü ilk biz sunacağız. Fakat, canımı sıkan bir iki gelişme oldu. Grubumuzun konusu elektrik devreleri, seri bağlamala ve  parallel bağlamaydı.

Biz bu konuları geçen hafta oynadığımız zıp oyunuyla anlatmayı tasarlamıştık( çok daha önce). Bu oyuna ek olarak, oluşturduğumuz kareye direnç görevi üslenecek arkadaşlar seçecektik. Bu arkadaşlar sıra kendilerine geldiğinde zıp demek yerine hop deyip yerlerinde bir kez zıplayacaklardı. Böyledece akımın hızı yavaşlayacak ve direnci(ayrıca seri bağlamayı) tanımlamış olacaktık.

Parelel bağlı devrelerde ise akım iki kola dağılacak, ses bir kolda pat diye devam ederken diğer kolda çat diye devam edecek. Bu kollara farklı sayılarda direnç yerleştireceğiz. Direncin fazla olduğu kolda akım daha yavaş ilerlerken, direncin az olduğu kolda akımın şiddeti daha fazla olacak. Böylece V=İR formülünü öğrenciler görsel olarak daha iyi kavramış olacak ayrıca voltaja göre direncin büyüklüğü hesaba katılarak her koldaki akım şiddetin oransal olarak nasıl değitiğini göstermiş olacaktık.

Öneriyi veren grup da çalışmamızı begendi.Ancak Cihan arkadaşımız hocanın çalışmayı pek beğenmediğini söyledi. İlk aklımıza geleni yapmışız. Bence bu çalışma gayet güzel. Geçen hafta zıp oyununun oynanması işin heyecanını mı kaçırdı  acaba? Keşke oynamasaydık onu…Biz bu oyunu oynmadan önce de böyle bir çalışma tasarlamıştık.  Böyle bir oyunla da o oyuna bence derinlik ve mana kattığımızı düşünüyorum. Akımın iletilmesi, dirençler ve akım şiddetinin farklı kollarda değişmesi ancak böyle anlatılır gibi geliyor bana …Bilmiyorum bir önerisi olan var mı?

k

10. hafta

Son haftalardaki en iyi dersti bence. Herkes sırf eğlenmek amacıyla katılım sağladığından çok hoştu. Oyun oynamanın özünü bir kez daha tatdık…

sced487 9.hafta

İnsanın keyfi olmayınca oynamak da gelmiyor içinden. Hatta ulan deli miyim ben niye zıplıyorum şimdi diyor içinden. Ne kadar saçma bir iş yaptığını düşünüyosun. Ama insan mutlu olmak istediğinde çok saçma eylemlerden bile çok keyif alabiliyor.

Bu oyunun keyif tarafını anlamlı şeylere bağlamak bence dersin en yararlı yönü. Ama açıkcası ben bu konuda öğrencilerin önerilerinden çok derste daha somut örnekler (sadece zıplamak dışında) görmenin bize oyun tasarlarken daha yardımcı olabilirdi diye düşünüyorum.

Bizim tasarım çalışmamıza gelince, galiba bu oyunları çok karmaşık şeyleri anlatmakta kullanmak zor. Tasarladığımız oyunlar tanım düzeyinde kalıyor. Çocuklara konuya ilk başlandığında eğlenceli ve motive edici bir başlangıç sağlama da çok faydalı olabileceğini kestirebiliyorum. Konulara keyif almayı öğreterek başlatmak, onla oyun oynayabildiğini göstermek çocukların zihnindeki çok zor karmaşık gibi tabuları yıkmakta yararlı olacaktır. En önemlisi de çocukların konuları kendi kendilerine bir oyuna çevirmeleri daha muhtemel bir sonuç bence. Çünkü onlar oyun oynamayı bizden daha iyi bliyorlar…

sced 487 8. hafta

Nedense içimden bir sunucu gibi bir hafta aradan sonra yeniden sizlerle beraberim demek geldi. Bir hafta blog yazmadım diye beraberliğimiz bittiği gibi bir hisse kapıldım. Neyseki dersdeki akış normal seyrine girdi de işin oyun tarafına yeniden döndük.

Oyun tasarımı için bize fizik dalında bir öneri geldi. Arkadaşlar bizden paralel ve seri bağlamayı, kapasitörleri, kısa devreyi dirençleri anlatmamızı istemişler. Üstelik bu işleri yaparken beş duyu organı, çiçek ve su kullanılacakmış. Arkadaşların hayal güçleri baya genişmiş, kendilerine hiç ket vurmamışlar. Ben biraz daha kesin, ihtiyaca yönelik bir öneri olmasını beklerdim; bunun için de öğrencilerin elektrik konusunda en çok ne de zorlandığı düşünülebilirdi. Mesela ben hatırlıyorum da hani şu karmaşık direnç bulma soruları vardı ya; devreye en az 10 tane direnç konur sonra senden eş deger direnci bulman istenirdi;bu dirençlerin hangisi seri hangisi paralel bir türlü anlayamazdın  çünkü devre çoğu zaman çember gibi verilir araya da bir sürü üçgen biçiminde dirençler konurdu. Ben bu tür devre sorularını çözerken çok zorlanırdım.

Bir de bizim grup da fizik öğretmenliğinden hiç arkadaş yok. Öneriyi ilk aldığımızda kapasitör neydi ya kısa devre nasıl oluyordu yahu diye öyle kaldık. Bunun üretkenliğimizi de problem oluşturma konusunda biraz  tıkadğını düşünüyorum. Yapacağımız oyun tasarımı da bu yüzden tanım düzeyinde olacak sanırım. Aslında ben daha çok ihtiyaca ve probleme  cevap veren bir çalışma olmasını tercih ederim.

sced487 6. hafta

Bu hafta en sonunda yarım kalmış işlerimizi bitirebildik. Özellikle grupların bu kadar kolay oluşturulabileceğini hiç tahmin etmemiştim. İnanç hocanın oyun tasarlamasa bulduğu yöntemin de işimizi hem kolaylaştıracak hem de bize daha verimli bir çalışma imkanı sağlayacağını düşünüyorum.

Çok basit fikirlerin çok işe yarar çözümler getirebildiğini gördüm bu hafta. İlk grup oluşturma çalışmasında kararın bütün sınıfa bırakılmış olması  bir kaos ortamı yaratmıştı. Aslında ilk grup oluşturma çalışması da bir şekilde başarıya ulaşmıştı ama gruplardan memnun olmayanlar vardı. Çözümün hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir yöntemle yapılması herkesi sonuçta memnun etti.

İnanç hocanın derse bloglardan alıntı yaparak başlamasının faydalı olduğunu düşünenlerdenim ben. Özellikle bazı arkadaşların  blog yazılarının çok faydalı analizler içerdiğini blogları okumaya başlayınca daha çok farkettim. Bu blog yazılarının atlanması yazık olurdu bence. Bir de zaten hoca bu yazılardan yola çıkarak özle, tasırımla dersle ilgili teoriyi de veriyor. Bu konuşma bir sohbet havasında ve samimi bir şekilde gelişiyor. Açıkcası ben zevkle dinliyorum ve hocanın bloglara geridönüt vermesinin de blogları yazanlar açısında değerli olduğunu düşünüyorum.

sced487 5. Hafta

Bu hafta oynadığımız oyunlar biraz daha kişilik özelliklerimizi ortaya çıkarma yönündeydi. Toplum içinde sorumluluk alma, liderlik etme vasıflarına sahip olanların veya kendini her ortamda rahatça ifade edebilenlerin oyuna liderlik etmek istediğini düşünüyorum . Oyuna yön verenlerin sayısının çok fazla olmaması da bu tür özelliklerin herkesde bulunamadığı veya imkanlar dahilinde ortaya pek çıkarılamadığının göstergesidir.

Yeni şeyler üretmek zorunda olduğunu hissetmek veya öyle bir beklentiyi kendi üzerine yüklemek insanın var olan kapasitesinin de çok altında performans sergilemesine neden oluyor. Aslında oyunun bu stres öğesini kaldırmada önemli bir etken olduğunu düşünüyorum. Hiçbir şeye veya kimseye aldırmadan sadece kişinin kendisinin var olduğu bir sinerji oluştrulduğunda hayatın da bir oyuna dönüştürülebilmesi mümkün mü acaba ?

Kendine kendine oynamak, yaptığının değerinin karşılığını sadece kendinde bulmak, iç huzuru yakalamak, mutlu olmak oyunun ve hayatın anahtarı olabilir mi acaba?

Sced487 4. Hafta

Bu hafta tasarım çalışmaları çok zorladı aslında beni. İnsanın hiçbir şeye benzemeyen bir şey yapması ne zormuş. Ama, bu belli kalıpları ne kadar da zor kırdığımızın bir göstergesi bence. Hep varolan bir şeye yönelik tasarımlar yapmak geldi içimizden. Aslında bu hayal gücümüzü hiç zorlamadığımızı hiç de içimizden gelen sese kulak vermediğimizi işaret ediyor.

Hayal gücümüz ve uydurma kapasitemiz yazdığımız uyduruk hikayelerle ve tasarımlarla en azından bir aşama kaydetti. Bu küme kavramını ortak paylaştığımız noktalarla anlatmak örneği oyunun aslında nasılda çakırmadan bir aktif öğrenme yapabileceğine güzel bir kanıttı. Böyle açık ve net oyunlar bulmak gerçekten de öğrenmeyi bir keyif alma işine dönüştürecektir. Aslında müfredattaki kavramlar ve konular incelenirse bir çok oyun uydurabiliriz gibi geliyor bana. Ve hatta öğretmene yardımcı bir kitap bile hazırlanabilir bunun için.

Oyun içinde herkes karşısındakini kendinden bir parça olarak görüyor. Kendinden nasıl bir şey saklamazsa ondan da saklamıyor. Oyun oyuna katılan herkesi bir bütün kılıyor. Bu bütün insanlardan oluşunca duygusal öğeler işlevsel öğeleri(zeka,akıl,us) daha kolay harekete geçiriyor.

Sced487 3. hafta

Derste dokunma oyununun analizini yapmadık diye hatırlıyorum. Aslında arkadaşlar ne düşünüyor diye de çok merak ediyorum dogrusu. Aynı grubun sürekli olarak açık ara birinci olması üzerine konuşulması gereken bir durum bence. Bayağı da hırslanmıştık oysa geçicez diye. Bir ara hile yaptıklarını düşünmüştüm ama tek başlarına yapınca da gördük ki adamlar bu işi iyi yapıyor.

Peki şimdi bundan ne sonuçlar çıkarmalıyız, etkiye çok hızlı tepki verdikleri kesin bir sonuç. Etkiye çok hızlı tepki vermelerini acaba bir şeylerle ilişkilendirebilir miyiz? Aslında aklıma bir şeyler geliyor ama çıkan sonucun tamamen biyolojik nedenlerle de alakalı olabilececeği fikri beni bu konuda birşeyler söylemekten alıkoyuyor.Bu konuda gruptaki kişiler üzerinde karşılaştırmalı bir araştırma yapılmasının ilginç sonuçlar çıkarabileceği kanısındayım.

Grupları oluşturduk zor da olsa. Özellikle kimyacılar olarak bayağı bölünüp parçalanıp yeniden birleştik. Galiba bu kimyacıların kafası ve duyguları herkesten daha karışık.Grupları bir şekilde oluşturduk ama ne üzerinde nasıl bir çalışma yapacağımızı konuşmadık. Sanırım bir oyun tasarlamamız bekleniyor ama detaylı ve yönlendirici bilgileri İnanç hocamızdan merakla bekliyorum.

Dışarda oynadığımız ip oyununda üçgeni oluşturmanın dışardan bir yönlendirici olmadan çok zor olacağını düşünüyorum. Çünkü, bir şekilde iletişimin sağlanması gerekiyor. Yoksa onca insanın birbirini denetleyebilmeleri için daha başka bir iletişim yolu bulmaları gerekir üçgenin oluşabilmesi için. Veyahut insanlar oyuna başlamadan nasıl davranacakları konusunda bir plan yapmaları için süre verilebilir.

İlk ebeleme oyununda, kovalayan gruba katılan ebelenenlerin kendilerini daha rahat ve güvende hissetmeleri özellikle de grubun büyümesiyle beraber bir topluluğa ait olma duygusu kaçanların panik ve heyecanına göre daha baskın bir duygu bence. Bilmiyorum kaçanların ne kadarı ebelenme heyecanından daha fazla kendinde güven ve muttluluk duydu.

Bu arada derslerin 10:10 alınması çok iyi oldu. Kuzeyden gelmek zor oluyordu. Umarım herkes bu saate dakkası dakkasına uyar. Çünkü, bu dersin ortasında gelmek hiç de hoş bir durum değil. Oyuna dayalı bir ders olduğu için, ders bir türlü herkes yerleşmeden başlayamıyor.

Older Posts »